Ana Sayfa »
İran'ın Geleceği
İran 24 Eylül, 2015

 

 

 

 

 

 

Toplumcu Düşünce Enstitüsü

Tartışma Notu

 

Değerlendirme Notu/Dış Politika                                       24.09.2015                                   

Hazırlayan: Dr. Yüksel TAŞKIN

 

 

İRAN'IN GELECEĞİ

 

Bu yazıya Toplumcu Düşünce Enstitüsü’nün düzenlediği “İran: Küresel Sahneye Geri Dönüş” başlıklı çalışma toplantısı ilham verdi. Bu etkinlikte çok şey öğrendim. Başta Nebil İlseven olmak üzere düzenleyicileri kutluyorum.

 

İran’ın nükleer enerji konusunda 5 +1 ülkeleriyle bir anlayış birliğine varması, ülkenin geleceğine dair umutları artırdı. Anlaşmaya varıldığının duyurulmasıyla Tahran sokaklarına onbinlerce insanın akması, aslında bunun sadece teknik bir anlaşma olmadığının da kanıtı.

 

Mevcut Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani için “ılımlı reformist”, “pragmatik merkezci” gibi ifadeler kullanılıyor. Ruhani ve Reformcular, Batı’yla kavga etmek değil, Batı’ya açılmak istiyorlar.

 

Bölgedeki son gelişmeler, İran için Batı’yla bir nebze yakınlaşmayı stratejik zorunluluk hâline getirdi. Sünni aşırılık tarafından çevrelenmiş olma endişesinin böyle bir arayışı tetiklemesi anlaşılırdır.

 

Reformistler bu nedenle “Batı’ya doğru bir miktar eksen kayması” arzularını “uluslararası ilişkilerin gereği” olarak paketleyebiliyorlar.

 

Reformistleri günahı kadar sevmeyen Ruhani Önder Ali Hamaney de, nükleer meselede taviz vermek zorunda kaldı. Hattâ başta Devrim Muhafızları olmak üzere, ultra-muhafazakâr çevrelerin tepki vermelerini de şimdilik engelledi. O da kendince satranç hamleleri yapıyor.

 

Reformcuların bir başka stratejisi, ekonomiyi dışa açarak, devlet etrafında kümelenmiş, devletten nemalanan Devrim Muhafızları gibi yapıları geriletmek. Nükleer konusundaki anlayış birliğiyle ülkeyi bunaltan ambargolar ortadan kalkacak.

 

Bu gidişat, İran halkını ekonomik olarak rahatlatmaya başlarsa Reformcuların bir sonraki seçimlerde önemli bir avantaj yakalamaları mümkün olur. Reformcuların, Devlet etrafında kenetlenen, devlet kaynaklarını adeta yağmalayan Muhafazakârlarla mücadelesi devam ediyor.

 

Şimdi tüm guruplar, 2016 Şubat’ında yapılacak çifte seçimler için strateji oluşturmaya yöneldiler. Bu seçimlerde ilk defa Meclis seçimleri ve Uzmanlar Heyeti seçimleri birarada yapılacak.

 

Uzmanlar Heyeti, din adamlarından oluşan ve üyeleri sekiz yılda bir seçimlerle yenilenen bir yapı. İran siyasal sistemi içerisinde Uzmanlar Heyeti’nin hayati bir görevi var: Ruhani Önderi seçmek veya görevden almak.

 

İran siyasal yapısında anayasal gücün yaklaşık yüzde 75’i Ruhani Önder Ali Hamaney’in elinde. İyice yaşlanan Hamaney’in önümüzdeki 5-8 yıl içerisinde aramızdan ayrılması büyük bir olasılık. Onun yerine gelecek Ruhani Önder’i seçecek yapının ılımlı Reformcuların veya aşırı muhafazakârların kontrolünde olması kritik önemde.

 

Nispeten ılımı birisi seçilirse, bu sistemde yukarıdan aşağıya muazzam bir değişim alanı açar.

 

Tam da bu nedenle devleti denetleyen muhafazakâr çevrelerin buna izin vermeyecekleri, gerekirse darbe bile yapabilecekleri konuşuluyor.

 

Onları ne durdurabilir? Reformcuların 2016 seçimlerine avantajlı girmeleri ve İran toplumunun edilgen kalmayarak seçimlere sahip çıkması.

 

Görüldüğü gibi İran’da değişim yanlılarının avantajlarına rağmen önemli sıkıntıları da var.

 

Rakipleri güvenlik ve hukuk aygıtlarını ellerinde tutuyor. Bu iki aygıtı da ayrıcalıklarını yitirmemek uğruna devreye sokabilirler.

 

Oysa İran toplumu değişimin barışçıl yollardan gerçekleşmesini istiyor. Bir başka Suriye olmayı arzu etmiyor. Ülke ekonomisinin kaymağını yiyen Devrim Muhafızları’nın aynı olgunlukta olup olmadıklarıysa şüpheli.

 

İran toplumu, demokratik bir sistem inşa etmek için yeterince bilinçli ve eğitimlidir. İran kanlı süreçlere kapılmadan, meşru siyasal alanda değişimi başarırsa geleceğin yıldızıdır.

 

 

Bu Yazı TARAF Gazetesinin 19.09.2015 tarihli nushasından  Yazarın onayı alınarak yayınlanmıştır.

Yazının orjinal linkine buradan ulaşabilirsiniz

 

En Yeni Yazılar Reflections on the June 2018 Turkish Elections The elections on June 24 served as the “finishing touch” in realizing the structural alteration of the political landscape of the country as was ratified by an earlier referendum in 2016.
Makale
Dr. Nebil İLSEVEN
Prof. Haluk Ülman Hocamızı kaybettik Türk Dış Politikası ve Siyasi Tarihinde Asırlık Bir Çınar olan Prof. Haluk Ülman 87 yaşında Bodrum'da hayata gözlerini yumdu. Üzüntümüz sonsuz..
Haber
Toplumcu Düşünce Enstitüsü
Kim-Trump Summit In remarks before the 72nd Session of the United Nations General Assembly on September 19, 2017 President Trump said that the scourge of our planet today is a small group of rogue regimes.
Makale
Ali TUYGAN
Tüm Yazılar