Ana Sayfa »
TDE Adalete Çağrı Toplantıları-1 Uluslararası Politika Paneli Sakarya-Karasu'da yapıldı
TDE Adalete Çağrı Toplantıları-1 Uluslararası Politika Paneli  Sakarya-Karasu 7 Aralık, 2014

 

 

 

 

 

 

29 Kasım 2014 Cumartesi günü Şehit Üsteğmen İbrahim Abanoz Anadolu Lisesi Konferans Salonu'nda Toplumcu  Düşünce Enstitüsü’nün “Adalete Çağrı Toplantıları-2” isimli panelde Irak-Suriye Bölgesindeki Gelişmeler Işığında Türk Dış Politikasındaki Değişimler, Beklentiler konuları tartışıldı.

 

 

 

 

Ortadoğu’da liderlik hayali

 

 Toplumcu Düşünce Enstitüsü (TDE)  Yönetim Kurulu Başkanı Nebil İlseven'in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panel CHP Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Hurşit Güneş'in konuşması ile başladı.

 

Prof. Dr. Güneş 1923'ten günümüze Türk dış politikasının değişen iktidarlara rağmen düz bir çizgi izlediğini; kökleşmiş ve doğru olan politikanın da ülke çıkarlarını titizlikle koruduğunu söyledi. Ak Parti iktidarı ile birlikte bu politikanın rafa kaldırıldığını kaydeden Güneş şöyle konuştu: “Atatürk'ün Yurtta Barış Dünyada Barış sözüne uygun bir politikayla bu günlere barış içinde geldik. Ancak ilk defa bu iktidar döneminde gördük ki, Ortadoğu'da ve Müslüman dünyasında liderlik arayışında olan; bunun için de her türlü yolu göze alabilecek olan bir hükümet var karşımızda.

 

Mısır'da Mursi'den yana tavır alıp Sisi'ye her türlü şeyi söylüyor. İsrail'le ilişkilerini geriyor. Her iki ülkede de büyükelçisi yok. Irak ve Suriye'de mezhepçi bir politika izliyor. Her ikisinde de iktidarı denetlemek veya değiştirmek istiyor. Cumhuriyet tarihi boyunca onların iç işlerine böylesine karışmak ilk defa olan bir şey

 

One minute ile başlayan dönem

 

 Panelde konuşan Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gün Kut Türkiye'nin dünyada BM'ye üye 193 ülkeden biri olduğuna işaret etti.

 

1923'ten Berlin Duvarı'nın kaldırıldığı dönem arasındaki süredeki sorunlarının günün şartları dikkate alınarak çözüldüğünü anlattı. “Her dönemin politikası kendi içinde tutarlıdır” diyen Prof. Dr. Kut sözlerini şöyle sürdürdü: “Soğuk Savaş döneminde batı kampında yer aldık. Bu dönem bittiğinde dünya iki kutuplu nükleer sistemden bir anda kutupların kalmadığı bir dünyaya dönüştü. Sonuçta, nükleer savaş tehdidinin baskıladığı pek çok bölgesel kriz çatışmaya dönüştü. İki Körfez Savaşı, Yugoslavya İç Savaşı, Azeri-Ermeni çatışması; şimdi de Ukrayna-Rusya gerginliği başladı.

 

Bakıldığında Soğuk Savaş sonrası çıkan krizlerin tümü Türkiye'nin etrafında çıktı. AKP, iktidara geldiği 2002'den 2009 yılına kadar geçmiş politikalara uygun hareket etti. Sonrasında Ortadoğu'daki krediyi kullanmaya başladılar. Tam bu noktada 'Bir dakika' (One minute) kriziyle kırılma yaşandı. O gün Başbakan'ın kişisel olarak dış politika yapmaya başladığı tarihtir. Hariciye kadroları o andan itibaren devre dışı bırakıldı. Bu gün artık Türkiye'nin dış politikası o günün Başbakanı ve bu günün Cumhurbaşkanı'nın kişisel arzu ve istekleriyle şekillendirilmektedir.”

 

 

 

 

Arapların iki önemli kavramı

 

 Panelin son konuşmacısı CHP Milletvekili ve Emekli Büyükelçi Osman Korutürk “Erdoğan'ın dış politikası diye bir eylem var tek karar verici olması da Türkiye'ye zarar veriyor“ değerlendirmesinde bulundu.

 

Korutürk daha sonra şöyle konuştu: “Bu iktidar geçmiş iktidarların dış politikasını pasif bulduğunu ilan etti. Biz interaktif politika izleyeceğiz dediler. Kendilerini bölgede oyun kurucu olarak ilan ettiler. Bu yanlış bir yaklaşım… Çünkü bu güne kadar Türk devletleri istikrar içinde hareket eden bir yapıya sahip. Atatürk'ün dış politikası da komşularla iyi geçinmek üzerine kuruludur. Sıfır sorun değil, karşılıklı tavizlerle sorunları en aza indirmek ve geriye kalanları da yönetmek vardır.

 

Türkiye dış politikada pasif olmadı. İran-Irak Savaşı sırasında her iki ülkenin karşılıklı çıkarlarını onların talebiyle Türk büyükelçilikleri üstlenmiştir. Bu dünyada hiç örneği olmayan bir uygulamadır. Hükümet dış politikayı yanlış okuyor. Türkiye hem Ortadoğu hem Kafkas, Hem Balkan hem Ege ve Akdeniz ülkesi… Geçmişte ülkemizin her bölgede istikrar üretici ve barışa dayalı bir ağırlığı vardı. Güvenlik Konseyi oylamasında Araplarla birlikte İsrail'in kurulmasına hayır oyu kullanmamıza rağmen, İsrail kurulur kurulmaz istikrar oluşturma adına ilk tanıyan ülkelerden biri olduk.”

 

CHP il eski başkanlarından Şaban Kaludra, TDE İcra Kurulu Üyesi Refik Karakaş, CHP İlçe Başkanı Nurhan Aydın, parti yöneticileri ve çok sayıda partili ile vatandaşlar katıldığı panel soru-cevap bölümü ile sona erdi.

 

Haberin devamını okumak için tıklayın.

 

En Yeni Yazılar Avrupa'da Sosyal Demokrasinin Krizi Avrupa sosyalist ve sosyal demokrat partiler derin ve köklü bir kriz içinde bulunuyor. Son yıllarda farklı devletlerde..
Makale
Cezmi DOĞANER
Avrupa Solu 1: Radikalleşen Sol Euro krizi, mülteci akını ve Brexit derken Avrupa’daki kriz durumu bir türlü son bulmuyor..
Makale
Melih ŞENGÖLGE
TDE'den yeni bir yayın: Özgürlükçü Adalet Çağrısı 2016 yılında hazırlanan bu çalışma TDE'nin kurumsal faaliyetleri kapsamında tartışma ve değerlendirme metni olarak hazırlanmıştır
Haber
Toplumcu Düşünce Enstitüsü
Tüm Yazılar